Bazı insanlar gider ama boşluk bırakmaz; iz bırakır. Bu sayfa, Mustafa Çeşme’nin hatırasını bir arada tutmak, onunla ilgili anıları kaybetmemek için hazırlandı.
Aramızdan ayrılışının üzerinden — geçti.
21 Ekim 1978’de, Hasan ve Müzeyyen Çeşme’nin ikinci çocuğu, ilk oğulları olarak dünyaya geldi. Nurtopu gibi bir oğulları olmuştu. Ablası, onu doğduğu andan itibaren çok sevdi; gözünü üstünden hiç ayırmadı. Biraz büyüyünce yaramazlığıyla meşhur oldu. Evden kaçıp kaybolmalar, araba kaçırıp yine ablasına yakalanmalar… Aile içinde hep anlatılan, gülümseten anılar bıraktı ardında. Hayatı da biraz böyleydi zaten: hareketli, cesur, yerinde duramayan. Zaman geçti. Ablasının izinden giderek Ege Üniversitesi’nde Tarım Ekonomisi okumaya başladı. Bir de üstüne İngilizce hazırlık okudu — ileride yeğenine hava atmak için iyi bir bahanesi olacaktı. Mezun oldu, işine başladı, kendi yolunu çizdi. Birkaç sene sonra yeğeni oldu. Çok iyi anlaştılar. Sonra ilk görüşte Füsun yengeme aşık oldu.Ankarada nişan, Denizlide nikah, Ankarada düğün, Denizlide düğün olmak üzere 4 törenle dünya evine girdiler. Biricik aşkıyla evlenmişlerdi, artık çok mutlulardı. Yeğeniyle aralarındaki bağ öyle güçlüydü ki, Füsun yengemle nişanlarında bile yeğeni aralarına girip “dayım gidiyor” diye onları ayırmaya çalışmıştı. O sahne, bugün bile yüzlerde aynı tebessümü bırakır. Sonra baba oldu. Artık dünyanın en mutlu insanı o olmuştu. Babalık da çok yakışmıştı O'na. İlk çocukları Ela dünyaya geldi. Tombiş yanaklı, minnacık bir bebekti. Babası onu çok sevdi; sevgisini gizlemeyi hiç bilmedi zaten. Ardından oğlu Eren doğdu. Bir de oğlu olmasıyla, “paşam” dediği bir evladı daha vardı artık; mutluluğu katlandı. Derken o gün geldi çattı. Mayıs 2021’de dünyamız altüst oldu. Kimse inanmak istemedi. Ben hiç inanamadım sonunun böyle olacağına. Ama oldu. Ve hayat, acımasızca devam etti. 11 Ocak 2025’te hikâyemiz bitti. Ama aslında bitmedi. Çünkü geride sevgi bıraktı, kahkahalar bıraktı, anlatılacak anılar, özlenecek bir eş, bir kardeş, bir dayı, bir baba, bir evlat bıraktı. Ve bazı hikâyeler, son cümlesi yazılsa bile kalplerde yaşamaya devam eder.
Mustafa Çeşme ile ilgili bir anını paylaşmak istersen, aşağıdaki butonlardan e-posta gönderebilirsin.
Buraya bana gönderilen anılar eklenecek.
Bilmeyenler için: Ben Yağmur.
Mustafa Çeşme benim dayım.
Bu sayfayı, onu unutmak istemediğim için hazırladım. Unutmak korkutuyor. Sesini, kokusunu, sarılışını; varlığının nasıl hissettirdiğini kaybetmekten korkuyorum. Onu hep güçlü, neşeli, insanın içini rahatlatan hâliyle hatırlamak istiyorum.
Bazı anlar insanın aklından hiç çıkmıyor; bazılarını ise hatırlamak istemiyor ama yine de bırakamıyor.
Son günlerde umut vardı. Daha iyiye gidiyor gibiydin dayım. Birlikte atılan birkaç adım, edilen kısa sohbetler… İnsan böyle anlarda geleceğe istemeden de olsa tutunuyor. Sonra bir gecede her şey değişiyor.
O geceden geriye, anlamlandıramadığım bir sessizlik kaldı. İnanması zor bir yokluk duygusu. Bir anda sorularla dolan bir ev, uykusuz bir sabah ve ağır bir veda.
Geride kalanın yapabildiği tek şey, anılara tutunmak oluyor. Bir gülüşe, bir şakaya, bir alışkanlığa… Ve bazen de hiç yaşanmamış gibi davranmak istemek.
Bu sayfa, tam olarak bunun için var.
Hatırlamak için.
Unutmamak için.
Onun kim olduğunu, nasıl sevildiğini ve ne kadar iz bıraktığını kaybetmemek için.
Dayım, umarım artık huzurlu, acısız ve ışıklar içindesin.
Eğer bir şekilde duyabiliyorsan, bil ki hâlâ buradasın.
Sadece artık sessizce.
— Yağmur